AYM ile Yargıtay Çatışması: Can Atalay Krizi (2023-2024)
- Emre Can Sepetçi
- 5 gün önce
- 2 dakikada okunur
DİZİ: Türk Hukuk Tarihinin Krizleri #6 / 6
25 Ekim 2023. Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, Gezi Parkı davasından 18 yıl hapis cezasına çarptırılan ve Mayıs 2023'te milletvekili seçilen avukat Can Atalay hakkında karar verdi: Hak ihlali. Tahliye edilmesi gerekiyor.
Tahliye hiçbir zaman gerçekleşmedi.
Türkiye, iki yüksek mahkemenin kamuoyu önünde açıkça çatıştığı, tarihinde benzeri görülmemiş bir anayasal krizin içine girdi.
Kriz Nasıl Gelişti?
Atalay 14 Mayıs 2023 genel seçimlerinde TIP Hatay milletvekili seçildi. Avukatları yasama dokunulmazlığı gerekçesiyle tahliye ve yargılamanın durdurulması talep etti. Yargıtay talebi reddetti. Atalay AYM'ye bireysel başvuruda bulundu.
AYM 9'a karşı 5 oyla hak ihlali kararı verdi: Seçilme hakkı ve kişi hürriyeti ihlal edilmişti, tahliye yapılması gerekiyordu. Karar İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderildi.
Türk Hukukunda Olmayan Bir Karar
İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi AYM kararına uymadı. Dosyayı Yargıtay 3. Ceza Dairesi'ne gönderdi. Yargıtay 8 Kasım 2023 tarihli kararında ise 'Anayasa Mahkemesi kararına uyulmamasına' dedi. AYM, bu kararın Türk hukukunda bulunmayan bir karar türü olduğunu açıkladı.
Aralık 2023'te AYM ikinci kez ihlal kararı verdi; bu sefer aynı zamanda bireysel başvuru hakkının da ihlal edildiğini tespit etti ve 100.000 TL tazminata hükmetti. Gene de tahliye olmadı.
Anayasa Madde 153'e Răğmen
Anayasa'nın 153. maddesi açık: AYM kararları yasama, yürütme ve yargı organlarını bağlar; hiçbir takdir yetki tanınmaz. Eski AYM başkanlarının tamamı Yargıtay'ın tutumunu Anayasa'ya açık aykırılık olarak nitelendirdi. Yargıtay ise hak ihlali kararı veren AYM üyeleri hakkında suç duyurusunda bulundu.
AİHM bu gelişmeler üzerine Türkiye'den savunma istedi. Dava şu anda AİHM önünde.
Hukuki Miras: Benzeri Görülmemiş Kriz
Can Atalay krizi, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde iki yüksek mahkemenin açıkça ve kamuoyu önünde birbirini reddettiği tek örnektir. Bu kriz; AYM'nin bireysel başvuru sisteminin işlevini, Anayasa'nın bağlayıcılığının anlamını ve yargı kurumları arasındaki hiyerarşinin fiilen ne kadar işlediğini sorgulatmaktadır.
Eski AYM Başkanı Mustafa Bumin'in cümlesi belki de en özünde özeti sunuyor: 'Can Atalay'ın tahliye edilip edilmemesi, Türkiye'nin hala bir hukuk devleti olup olmadığının göstergesi olacak.'
Bu makale K&S Hukuk Bürosu'nun 'Türk Hukuk Tarihinin Krizleri' dizisinin son yazısıdır.
© K&S Hukuk Bürosu | İstanbul Barosu | kslaw.com.tr


Yorumlar